05.02.2026
CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Hatay, Osmaniye ve Gaziantep’in Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde yaptığı saha incelemelerinin ardından hazırladığı raporu açıkladı. Nazlıaka, depremin üzerinden üç koca yıl geçmesine rağmen, bölgede hâlâ binlerce yurttaşın konteyner kentlerde yaşadığını belirterek, “Afet sonrası geçici oluşan bir tablodan değil, kalıcı bir sosyal yıkımdan söz ediyoruz. Barınma sorunu kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler için aynı zamanda güvenlik, sağlık ve gelecek krizine dönüşmüş durumda” dedi.
KONTEYNIRLAR ENGELLİ BİREYLER İÇİN ERİŞEBİLİR DEĞİL
Nazlıaka, Hatay’daki ziyaretlerinde karşılaştığı tabloyu şu sözlerle anlattı: “Konteyner kentlerde umumi tuvalet dahi yok. Eğitmenler ve psikososyal destek hizmeti verenler, rica minnet esnafın tuvaletini kullanıyor. Depremden sonra yapılan TOKİ konutları ve konteyner kentler, engelli yurttaşlarımız açısından erişilebilir değil. Engelli bireylere yönelik bakım yükü, yine kadınların omzuna yüklenmiş durumda.”
Deprem sonrası birçok kadının barınma ihtiyacını geniş aile içinde çözmeye çalıştığını, bunun da mahremiyetin ortadan kalkması ve erkek şiddetinin sürmesi anlamına geldiğini belirten Nazlıaka, yetkililerin şiddeti görmezden gelmesinin koruyucu mekanizmaları iyice zayıflattığını vurguladı.
KADINLARIN SAĞLIĞA ERİŞİMİNDE SORUNLAR BÜYÜK!
Nazlıaka, hastanelerin, sağlık merkezlerinin yıkılması ve taşınması nedeniyle kadınların özellikle üreme sağlığı konusunda çok zorlandığını, hijyen ürünlerine erişimin de kısıtlı olduğunu aktardı.
Rapor, deprem sonrasında derinleşen yoksulluğun kadınların gündelik hayatını çok boyutlu biçimde etkilediğine işaret ediyor. Nazlıaka’nın Teknik Mesleki Eğitim Usta Öğreticiler Federasyonu ile yaptığı görüşmede kadın öğretmenlerin serzenişine dikkat çekti. “Hatay’daki kadro kısıtlamasına isyan ediyoruz. Biz, üreterek hem kendimizi hem de öğrencilerimizi rehabilite ediyoruz. Sadece saatlik 120TL alıyoruz. Kadrolu öğretmenler gibi sınav yapıp yoklama alıyoruz. Kadın emeğinden tasarruf olmaz!” diyen öğretmenlerin talebi de rapora yansıdı.
ÇOCUKLAR EĞİTİME ERİŞEMİYOR
Raporda çocuklara ilişkin tablo daha da ağır. Birçok okulun kullanılamaz hale gelmesi, mevcut okullardaki altyapı sorunları, elektrik, internet kesintileri ve derinleşen yoksulluk nedeniyle eğitimde kopuş yaşanıyor. Kız çocuklarında okulu bırakma, açık liseye geçme ve erken evlilik riskinin arttığı; bazı çocukların okula gitmeyip WhatsApp üzerinden eğitim aldığını söylediği aktarıldı. Servis ücretlerinin öğrenci başına aylık 3–4 bin liraya çıkması aileleri zor durumda bırakıyor. Okullarda temiz su bulunmadığı, sık sık elektrik kesintileri yaşandığı, ısınma sorunu nedeniyle bazı okullarda çocukların sınıfta montla oturduğu iletildi. Okullarda temizlik personeli sıkıntısı yaşandığı vurgulandı, hijyen ve koku sorunu yaşayan okullara değinildi. Bazı mahallelerde internetin dahi olmadığı tespit edildi.
Raporda, Nazlıaka’nın görüştüğü bir babanın “Dört kızım da çok başarılıydı ama okutamadım, yevmiye usulü çalıştırmak zorunda kaldım” sözleri yer aldı.
ÇOCUKLARDA KEKEMELİK ARTTI
Çocuklarda kabus, altını ıslatma, kekemelik ve içe kapanma gibi travmatik belirtilerinin yaygınlaştığı; akran zorbalığı, sigara ve madde kullanımında artış olduğu rapora yansıdı. Engelli çocukların ise hem fiziksel erişim hem de bakım ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimde yaşadığı güçlükler nedeniyle çifte yoksunluk yaşadığı vurgulandı.
Raporda, bir yurttaşın “Verilen protezler kalitesiz, keşke ölseydim” sözleri yer alırken, yaşanan durum bölgedeki umutsuzluğun boyutunu gözler önüne serdi.
OSMANİYE’DE DAYANIŞMA AYAKTA TUTUYOR
Raporda, Osmaniye’de konteyner kentte görüşülen bir kadının “Eşim işsiz ve hasta, ilacını hayırseverler sayesinde alabildik” sözlerine yer verildi. Konteyner kentlerin boşaltılmasını hızlandırmak amacıyla kasıtlı elektrik kesintileri yapıldığını ifade eden yurttaşlara değinilen raporda; yoksulluk nedeniyle TOKİ aidatlarını ödeyemeyen ailelere vurgu yapıldı.
NURDAĞI VE İSLAHİYE: YOKSULLUK TOPLUMSAL KIRILMAYA DÖNÜŞÜYOR
Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde yaklaşık 4 bin 800 kişi hâlâ konteynerlerde yaşıyor. TOKİ konutlarının kalitesizliği, ev teslimlerinde yaşanan sorunlar ve dava açan depremzedelere baskı yapıldığı yönündeki iddialar dikkat çekiyor. Nazlıaka’nın ziyaret ettiği bir evde kapı kulpunun elde kaldığını, mutfak dolaplarının düştüğünü, pencere pervazını depremzedenin kendi imkânıyla taktırdığını aktarması, inşaatların niteliğine dair çarpıcı bir örnek oldu.
Bölgede işsizlik ve gelir kaybının derinleştiğini belirten Nazlıaka, İŞKUR’un geçici işçi alımlarında kayırmacılık şikâyetlerinin arttığını, küçük esnafın vergi düzenlemeleri nedeniyle zorlandığını, çiftçilerin yüksek girdi maliyetleri yüzünden üretimden çekildiğini söyledi. İşsizlik, yoksulluk ve geleceksizlik endişesinin, gençlerde madde bağımlılığı ve sanal kumar gibi riskleri tetiklediği uyarısında bulundu.
“ANAHTAR VERİNCE O EV YUVA OLMUYOR”
Nazlıaka, devletin üretmesi gereken çözümleri STK’lar ve hayırseverlerin üstlendiğini vurguladı ve ekonomik destek programlarının, psikososyal hizmetlerin yaygınlaştırılması, kadın ve gençlere yönelik istihdam politikalarının hayata geçirilmesi, yerel yönetim–kamu iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde çağrı yaptı. “Bir aileye ev anahtarı verince o ev yuva olmuyor. Yol, su, kanalizasyon ve enerji gibi temel altyapı sorunları varsa, çocuk sokakta oyun oynayamıyorsa, engelliler, yaşlılar eve hapsediliyorsa, bir kadın pazar çantasını alıp alışverişe gidemiyorsa, hastalar sağlığa erişemiyorsa, hayatın normalleştiğine nasıl inanalım? Devlet, yurttaşına onurlu yaşam koşullarını sağlamak zorundadır” dedi.
19.09.2023
13.09.2023