10.04.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“MEHMET ŞİMŞEK MAZERET ENFLASYONU İLE BİR MAZERET BULMUŞ, ARTIK SEÇİM TARİHİNİ DUYMAK İSTİYORUZ”
“ARA SEÇİMİN YAPILMASI GEREKEN ANAYASAL ZORUNLULUK SÜRECİNDE OLDUĞUMUZ KONUSUNDA HEMFİKİR OLDUK”
“NE EKREM İMAMOĞLU, NE ÖZGÜR ÖZEL, NE DE RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN MAL VARLIĞINDA MİLLETE İZAH EDEMEYECEĞİ BİR ARTIŞ OLMAMALI”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile partisinin genel merkezinde bir araya geldi. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Değerli basın mensupları DEVA Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Ali Babacan'a, kıymetli heyetine ve genel merkez çalışanlarına bize gösterdikleri ev sahipliği için çok teşekkür ediyorum. Sayın Babacan’ın da ifade ettiği gibi oldukça kapsamlı ve iki yönlü olarak da hem kendi düşüncelerimizi ifade edebildiğimiz, hem de Sayın Babacan ve değerli heyetinin düşüncelerinden istifade ettiğimiz çok yararlı bir görüşmeyi gerçekleştirdik” dedi. Özel, şunları söyledi:
“İNSANLIK DRAMINA KARŞI ORTAK TUTUMUMUZU YİNELEDİK”
“Görüşmede İran konusunu hem Türkiye’nin dış politikası açısından, hem İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşmuş ve üçüncü dünya savaşını engellemek üzere kurgulanmış olan dünya düzenine itiraz eden ve kendi düzenini dünyaya dayatmaya çalışan Trump’ın uygulamaları açısından, İsrail’in gerek Filistin’de gerek İran’da yaşattıkları açısından değerlendirdik. Bu insanlık dramlarına karşı daha önce de kamuoyunca malum ortak tutumlarımızı tekrar ettik, teyit ettik. Aynı zamanda da bu savaşın Türkiye üzerinde ve Türkiye’nin ekonomisi üzerinde; Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin iki değerli üyesinin de heyetimizde olmasıyla birlikte ortaya çıkardığı durumu tespit eden ve acil öneriler ile orta ve uzun vade önerilerini sunan raporumuzu Sayın Genel Başkanımıza arz ettik. Bu konuda kendisinin de hem Dışişleri Bakanlığı döneminden, hem ekonomi yönetiminde geçmişte üstlendiği görevlerle, hem tarihsel perspektiften hem de bugün yapılması gerekenler ve nelerin yanlış, eksik yapıldığı konusundaki değerlendirmelerini dinleme imkanı bulduk. Onun için kendisine özellikle teşekkür ediyorum.”
“BU ÖZGÜVENİMİZİ ERDOĞAN’DAN DA DUYMAYI BEKLİYORUZ”
“Siyasi Ahlak Yasası iki partinin de geçmiş pratiklerinde, evraklarında… Sayın Genel Başkan belediye başkan adaylarından aldığı etik taahhütnameyi bizimle paylaştı. Bizim de seçim zamanında biliyorsunuz belediye başkanlarımızdan benzer bir taahhütname ve mal bildirimi aldığımız, hatta seçilmiş belediye başkanlarının mal bildirimini belediyeye asarak başlattığımız bir süreç vardı. Adalet ve Kalkınma Partisi geçmiş dönemde isim zikretmeye gerek yok ama belediyelerdeki yolsuzluklar konusunda markalaşmış isimlere sahipken ve hala onlarla yol yürüyorken, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin herhalde kendi seçmeninde dahi hakim kanaat siyasetin finansmanı ve temiz siyaset noktasında en kırık notlu karnelerden birine kendi seçmeni noktasında bile sahipken, bu son süreçlerde sanki siyasi ahlak konusunda ahkam kesen bir tutum ve tarza karşı açık bir çağrımız var. Çağrımızın önemli bir kısmı sekiz yıldır yenilediğimiz Siyasi Etik Kanunu Meclis’te, komisyonda bekliyor. Bunun, Sayın Genel Başkanlarımızla da konuşuyoruz, Meclis zeminindeki ve partideki temaslarla yerel yönetimleri belediye başkanları ve belediye meclis üyelerini de tam olarak kapsayacak bir şekilde genişletilerek bir an önce kanunlaşması gerektiğini düşünüyoruz. Hem Genel Başkanlar, Cumhurbaşkanı, bakanlar, belediye başkanlarının mal varlıklarının açık ve şeffaf olması, nasıl edinildiği konusunda da hesap verebilir olması gerektiğini burada ifade ediyoruz. Daha önce de söyledim. Ne Ekrem İmamoğlu, ne Özgür Özel, ne de Recep Tayyip Erdoğan’ın bu milletin karşısına çıkıp mal varlığında izah edemeyecek bir artışının olmaması gerekir. Bu konudaki özgüvenimi aynı şekilde Sayın Erdoğan’dan da duymak ve parlamentoda en çok milletvekili olan iki parti olarak bir Siyasi Etik Kanunu’na birlikte imza atmayla ilgili teklifimi bir kez daha yeniliyorum. Ama bu konuda AK Parti’nin sessizliğini de milletimizin takdirlerine sunuyorum. Sayın Genel Başkan kendilerinin bu konuda daha önce yapmış oldukları çok önemli çalışmalar konusunda hatırlatmalarda ve bilgilendirmede bulundular. Bunları da çok önemsiyoruz. Arkadaşlarımız birlikte çalışacaklar.”
“ARA SEÇİM NOKTASINDA HEMFİKİRİZ”
“Ara seçim konusunda benim düşüncelerimi ve yaklaşımımızı birkaç gündür zaten sizler de duyuyorsunuz. Sayın Genel Başkanımıza da bu konudaki durumu, Meclis içtüzüğü, anayasa, Meclis Başkanı’nın görev ve yetkileri noktasındaki düşüncelerimizi de ifade etme imkanı bulduk. Kendileri de bunun bir anayasal zorunluluk olduğu noktasındaki biraz önce de ifade ettiği yaklaşımını, anayasanın bu konuda şüphe yaratmayacak şekilde yazıldığını paylaştı. Geçen 30 aydan sonra da bu evrede ara seçimin yapılması gereken bir süreçte, anayasal zorunluluk sürecinde olduğumuz konusunda hemfikir olduk. Buradan sonra siyasi parti ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra, Sayın Numan Kurtulmuş’a da bu konuda görüşme talebimizi ileteceğiz ve konuyu Meclis zemininde tartışmaya devam edeceğiz. Burada yersiz olan yasamanın üzerindeki bir anayasal yükümlülüğe yürütme eliyle müdahale ediliyor olmasıdır. ‘Türkiye’nin gündeminde böyle bir şey yok’ denmesidir. Bunu kesinlikle kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek isterim. Sayın Genel Başkanımıza göstermiş olduğu ev sahipliği için bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KORUYACAK REZERVLERİ 19 MART DARBESİYLE YAKTI”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomiye ilişkin açıklamalarının sorulduğu Özel, şu değerlendirmede bulundu:
“Değerli arkadaşlar Türkiye’de bir enflasyon sorunu var. Ama en yakıcı olan herhalde Türkiye’deki mazeret enflasyonu. Sayın ekonomi yönetimi ve Sayın Mehmet Şimşek sürekli mazeret üretmekte ve tutmayan bütün hedefleri bir mazeretle ilişkilendirmektedir. Şimdi de işte bir ‘Savaşflasyon’ gibi bir icat çıkartmak üzere savaştan dolayı bir enflasyon oluştuğunu söylemektedir. Elbette savaş bütün dünyadaki ülkelerin ekonomilerini etkiler. Buna karşı da dünyada gelişmiş ülkelerin, ekonomisi iyi yönetenlerin ülkelerin nasıl tedbirler aldıklarını görüyoruz. Hele hele bu tedbirlerin alınabilir durumda olduğunu görüyoruz ülkeler açısından. Peki bizimkiler bunu niye yapamıyorlar? Yani petrole gelen her zam niye pompaya, pompaya gelen her zam niye bütün fiyatlara yansıyor? Çünkü bu savaşa en hazırlıksız yakalanan ekonomilerden bir tanesi biziz. Sayın Şimşek yurtdışında yaptığı bir sunumda, kamuoyunda da çok konuşuldu, bu dönemde satılan rezervleri geçen sene 19 Mart tarihini de içinde kapsayacak çoklu etkiler dönemi diye gösteren bir şeyle karşılaştırıyor. Bu savaştan bizi korumak için gerekli rezervleri geçen sene 19 Mart darbesi ve sonrasında yaşananlarla yaktı zaten Mehmet Şimşek. İşin kötüsü onun rezervlerin yerine çok maliyetli ve hepimizin sırtına çok yük bindiren ve enflasyon hedeflerinin de tutmamasına sebep olacak şekilde büyük bir maliyetle geri koyduk.”
“MİLLET ÇÖZÜMÜ SANDIKTA ÜRETECEK”
“Şu anda böyle bir şoka hazır değildik. Ama geçen sene 19 Mart sonrasında İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanını, Cumhurbaşkanı adayımızı siyasetten men etmek umuduyla her şeyi göze alıp, 60 milyar dolarlık bir hasar yaratmamış olsalardı şimdi bu imkanları örneğin emeklilere ara zam vererek, asgari ücrete ara zam yaparak, üretim yapan ihracatçılara desteklerde bulunarak, KOBİ’lere enerji maliyetlerini karşılamak için bir takım destekler vererek, küçük esnafa ya da sanayiciye kredi garanti fonlarıyla uygun faizli kredilerle onları destekleyerek; bu sürecin hem ekonomide tahribat yaratmaması, yoksulluk yaratmaması hem de enflasyon yaratmaması üzerinden adımlar atılabilirdi. Sayın Babacan’ın yukarıda biraz önce de ifade ettiği gibi petrolün fiyatının yedi kata çıktığı süreçte bunların yapılabilir bir dönemde yapılabileceğini anlattı. Bu dönemde Mehmet Şimşek bir enflasyon, mazeret enflasyonu ile bu işe de bir mazeret bulmuş, bolca zaten mazereti var. Ve aslında kötü yönetimin sonucunu şimdi savaşa bağlıyor. Bu konuda artık biz mazeret duymak değil, seçim tarihini duymak istiyoruz. Ara seçimle ilgili talebimiz nettir. Ama ‘Ara seçim talebinden vazgeçer misiniz?’ derseniz, onu ortadan kaldırabilecek tek şey erken seçimin tarihinin ilan edilmesidir. Bu açıdan da milletin önüne bir sandık koyarlarsa millet tüm sorunları çözecek bir çözümü sandıkta üretecektir.”
19.09.2023
13.09.2023