CHP Lideri Özgür Özel: “İç Cephe Tayfun Kahraman ve Kızı Vera Bu Hale Düşürülerek Güçlendirilmez”

07.01.2026

Özgür Özel Tayfun Kahraman ziyareti,Tayfun Kahraman sağlık durumu,Gezi tutukluları son durum,MS hastası Tayfun Kahraman, 13. Ağır Ceza Mahkemesi Anayasa ihlali,Ekrem İmamoğlu,Silivri Cezaevi,Özgür Özel iç cephe açıklaması

“ANAYASA’YI İHLAL SUÇUNA SESSİZ KALINAMAZ”

“TAYFUN KAHRAMAN’I GÖZ GÖRE GÖRE FELÇ ETMESİNLER”

“ERDOĞAN’LA NORMALLEŞME GİBİ BİR DERDİM YOK, ÜLKENİN NORMALLEŞMESİ DERDİM VAR”

“HERKESİN İNSANCA YAŞAMASI GİBİ BİR DERDİM VAR, YOKSA ERDOĞAN BİZİ İNSANLIKTAN ÇIKARDI KENDİ DE İNSANLIKTAN ÇIKTI”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri Cezaevi’nde partisinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman’ı ziyaret etti. Burada basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Değerli arkadaşlar. Bu kez İstanbul’da Cerrahpaşa Hastanesi’nin geçici olarak görev yaptığı prefabrik hastanenin bahçesindeyiz. Bildiğiniz gibi Sayın Tayfun Kahraman MS hastası ve sağlığı ile ilgili kaygı verici gelişmeler yaşanıyor. Zaten hem sağlıkla ilgili bilgiler de verilerek hem de yargılama sürecindeki hukuksuzluklar dile getirilerek Anayasa Mahkemesi’ne bir başvuru yapılmış. Başvuru esastan görüşülmüş, Anayasa Mahkemesi kendisinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve hem yeniden yargılama hem de tutukluluk halinin değerlendirilmesi, kaldırılması açısından birinci kademe mahkemesi olan 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti” dedi. Özel, şöyle devam etti:


“TAYFUN KAHRAMAN’IN DURUMU KARARDAN SONRA KÖTÜYE GİTTİ”

“13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye hukuk tarihinde bir ilke maalesef imza atarak şöyle bir karar verdi. ‘Ben Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymuyorum’ dedi. Esastan alınmış bir karara uymaması ilktir. Daha önce usulden alınmış kararlar ya da milletvekili dokunulmazlığının ihlali ile ilgili durumlar, yargılamanın durdurulmasına ilişkin kararlar hep vardı. Ama olmuş bitmiş bir yargılamadan sonra esastan verilmiş karara uymaması tam bir anayasa ihlaliydi. Tabii bu durumun yanında bir yandan sağlık durumu açısından MS hastası olarak kritik bir noktadaydı. Bu karardan sonra çok daha kötüye gitti. Şaşılacak bir şey yok aslında. Zaten bir kere MS hastalarının özenli beslenmesi lazım, dört yıldır cezaevi yemeği yiyor. MS hastalarının düzenli güneş alması lazım, dört yıldır hücrede yaşıyor. MS hastalarının düzenli hareket etmesi lazım, kaslarının güçlü olabilmesi için. Dört yıldır bir cezaevinde koğuşunun işte havalandırmasına günün belirli saatlerinde hareket edebiliyor. O yüzden kötüye gidiyordu. Ama MS hastasının stresten ve üzüntüden uzak olması lazım. ‘İçeride yatmaya devam edeceksin’ denildiğinde de bir MS atağı gelişti. Ben bugün hastanedeki Sayım başhekimimizle, doktorlarımızla da görüştüm. Tayfun Kahraman’ı takip eden, onun gibi çok sayıda hastayı takip eden, hastaların sağlık durumlarının iyi olmasını kendi yakınlarınınki kadar önemseyen bir ekip var. Tüm sağlık emekçileri gibi onlara, hastane personeline teşekkür ediyoruz. Silivri’deki cezaevinden buraya gelen, eşlik eden memur arkadaşımız, jandarma arkadaşlarımız var. Hepsine teşekkür ediyoruz. Ancak gördüğümüz durum şu: 15 metrekarelik bir odanın içinde dört tane jandarma eriyle birlikte durmak zorunda kalıyor. Çünkü ‘Prefabrik, firar tehlikesi var, burada bir adli koğuş yok’ falan.”

“BİZ ADLİ TIP’LIK DEĞİLİZ, BİZ SENLİĞİZ ADALET BAKANI”

“Şimdi her şey bir yana Sayın Adalet Bakanı bir açıklama yapmış, biraz önce onu okuyordum. ‘Adli tıpa başvurursa’ falan diye. Sayın Adalet Bakanı’na şunu söylemek isterim. Adli tıp madli tıp. Biz adli tıplık değiliz, biz senliğiz. Senin Adalet Bakanı olduğun ülkede Anayasa Mahkemesi, esastan bir mahkeme kararının adil yargılama hakkını ihlal ettiğini söylüyor ve ‘Yeniden yargıla’ diyor, ‘Tutuksuz yargıla’ diyor. Ayrıca sağlık durumuyla ilgili bir şeyler de söylüyor, önemli şeyler söylüyor. Buna uymayan birinci kademe mahkemesi var. Sen de Hakimler Savcılar Kurulu’nun başkanısın. Yani HSK, hakimler ufak tefek hatalar yaptığında onların siciline bakıyor, tayin ediyor falan. Bundan büyük hata yok. Adam anayasayı ihlal ediyor. Anayasaya ‘yok’ diyor. Anayasal düzeni ihlal, Türkiye’de müebbet hapis suçu. Bizzat 13. Ağır Ceza Mahkemesi bu suçu işliyor. Anayasal düzeni ihlal etti. Anayasayı yok sayıyorlar. O da bana oradan çıkmış, Sayın Adalet Bakanı, ‘Efendim işte adli tıpa başvururlarsa değerlendirilir.’ Oralarda değiliz arkadaşlar, başka bir yerdeyiz. Şimdi Anayasa Mahkemesi’ne yarın bir başvuru daha yapılacak, bundan önce de yapıldı. Önceki başvuru kararına uymadılar, bu durumlarda Anayasa Mahkemesi biliyorsunuz oybirliğiyle Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasına hükmediyor ve ikinci karar uygulandı daha öncelerde. Ayrıca Anayasa Mahkemesi sağlık durumuyla ilgili tedbir kararını da ‘Şimdilik’ diye değerlendirmişti. Buradan alınan ve Cerrahpaşa Hastanesi’nin çok ciddi bir raporu var. O raporla birlikte başvurulacak. Ümidimiz Anayasa Mahkemesi’nin hem sağlık durumunu gözeterek tedbir vermesi, bununla birlikte eşzamanlı hatta mümkünse Anayasa Mahkemesi’nin ikinci ihlal kararını da verip, ‘Hadi bunu uygulamamazlık yapamazsın’ demesi, HSK Başkanı Adalet Bakanımızın da artık 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘Aklınızı başınıza toplayın’ demesi lazım. (Tayfun Kahraman’ın sağlığı nasıl?) Yataktan yardım olmadan ayağa kalkamıyor, sol ayağında bayağı bir kuvvet kaybı olduğunu ben de gözlemledim. Tabii hocaları varken, ailesi varken ben sağlık durumuyla ilgili çok fazla bir şey söylemem, sınırı aşan bir şey söylemek istemem. Burada bir sürü MS hastası var. Onların moralini bozmak istemem. Ama bu kadar strese, bu kadar güneş ışığından mahrumiyete, hareketsizliğe olacağı buydu. Yani göz göre felç etmesinler artık arkadaşımızı. Zaten her yönüyle hukuken de çok haklı bir zeminde, sağlık yönünden de çok riskli bir zeminde. Bu işin hızlı bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Ben Adalet Bakanının bu noktada iyi niyetine inanıyorum. Ama kötü niyetlilere susarak da olmuyor o iş yani.”

“BAKAN, MANİ OLANA SÖYLEMELİ”

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un, ‘Konuyu başka birimlere yönlendirdiği’ değerlendirmelerinin sorulması üzerine şu yanıtı verdi:

Sayın Adalet Bakanı’nın söylediği yol, şu an önümüzdeki yola göre böyle kulağı tersten gösterme yolu. Şimdi Anayasa Mahkemesi, ‘Bu kişiyi bırakın’ demiş. Bıraksalar zaten eşi yanında kalacak. Şu anda refakatçi de kalamıyor eşi yanında. Eşiyle birlikte tedavisi yapılacak. Zaten morali yükselecek. Anayasa Mahkemesi, ikinci kararını vermek üzere. Şimdi buradan Adli Tıp Kurumu’na başvursun, öyle bir şey istiyorlarsa o da yapılır da ama iş oralık değil. Adli tıp yolundan çok daha kısa, kestirme ve kesin bir yol var. Onun uygulanmamasına laf etmesi lazım, bize yol göstereceğine. Ben diyorum ki ‘Girmem gereken kapıdan giremiyorum.’ Adalet Bakanı’nın kapıda bana mani olana ‘Ya niye sokmuyorsun’ diyeceğine, ‘Yangın merdivenden çıksan mı acaba’ diyor. İşin bu kısmı hatalı. Kendisi iyi niyet gösteriyor ama kötü niyet gösterenlere karşı bir şey yapılması lazım artık. 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa’nın bir sayfasını yırttı, ‘Bence bu yok’ diyor. Yarın ben de senin olduğun sayfayı yırtsam ne olacak? Tamamen düzen ortadan mı kalkacak? Cumhurbaşkanı’nın yetkileri de başka bir sayfada yazıyor. Adalet Bakanı’nın yetkileri başka bir sayfada yazıyor. Yani burada artık bazı işler… Bakın yüzlerce arkadaşımız içeride. Mücadelemizi de sürdürüyoruz. Ama şimdi bazı noktalarda yani sırf karşı taraftan diye bu kadar ağır hak ihlalleri yaparsanız zaten tarihin kötü bir tarafına savruldunuz ama çok kötü bir yerine daha savruluyorsunuz. Anayasa’yı ihlal suçuna sessiz kalınamaz. Olacak iş değil. Bir an önce bu işin burada çözülmesi lazım.”

“ZULÜM GÖRÜYORUZ”

Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Venezuela’da yaşananlar kapsamında ‘iç cepheyi güçlendirme’ konusundaki açıklamaları için şunları söyledi:

“Devlet Bey haklı da şunu ilave etmek lazım: Bir iç cephe, şuanda oyları yüzde 40 olmuş bir ana muhalefet partisi olmaksızın ya da ona vurarak, ona saldırarak, onun Cumhurbaşkanı adayı içeri atılarak, onun belediye başkanları ki düşünün yani… Dünyada bir turisti çevirin ve ‘Türkiye’de hangi şehri biliyorsunuz?’ deyin. İstanbul demezse Antalya der, Antalya demezse İstanbul der ve ikisinin de belediye başkanı içeride. Türkiye’de en popüler belediye başkanlarından biri, ‘Kim?’ derseniz Zeydan Karalar, İçeride. 16 belediye başkanı içeride. Zulüm görüyoruz. Bakın Tayfun Kahraman… Biraz önce ben o detayı bilmiyordum. Ben konuyu anlatınca o ilavesini anlattı. Gezi olayında Tayfun Kahraman, Sayın Erdoğan’la görüşen ekibin başı. Çıktı, açıklama yaptı. Bu bildiğimiz kısım. ‘Sayın Başbakanımız’ dedi, ‘Gezi’de ağaçların kesilmeyeceğini, yargının bekleneceğini, karar aleyhimize de olsa referanduma gidileceğini söyledi. ‘Dağılmayı Gezi sakinlerinin takdirlerinize bırakıyorum’ deyince ben sırf yuhalamayı duymuştum. Tayfun Kahraman dedi ki ‘Ben dayak yedim orada, saldırdı bana bazıları ‘Nasıl sen buradaki direnişi bozarsın?’ diye’ dedi. Tayfun’un sözü dinlenip dağılınmayınca iki - üç gün sonra bazı olaylar oldu. Tayfun’un sözü dinlenmedi diye Tayfun içeride yatıyor şu anda. Tayfun ‘Gezi‘yi barışçıl bir şekilde bırakalım ve gidelim’ diyen noktadaydı. Şimdi Tayfun’u içeride tutuyorlar. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’da şu kadarcık vicdan kaldıysa o görüntülere bakar. Artık bu Gezi’den içeride tuttuğu bütün arkadaşlar, ki ikisi Bakırköy Kadın’da, üçü Silivri Cezaevi’nde olmak üzere bir dakikada onları içeride tutmazlar. İç cephe Tayfun Kahraman ve kızı Vera bu hale düşürülerek güçlendirilemez. Olan olayı biraz önce babası benden duydu, babasının gözleri doldu. Söyleyeyim, başka babalar da duysun. Avukat Hüseyin Bey, Aykut Erdoğdu ile görüşürken Vera‘yı görüyor. Vera annesiyle birlikte babasıyla görüş yapıyor. Gidiyor ve hatrını soruyor. Vera da diyor ki ‘Sen kimsin?’ Diyor ki ‘Ben avukatım.’ ‘Ne yapıyorsun?’ ‘Ben burada çalışıyorum.’ ‘Hep burada mısın?’ ‘Yok, işim bitince gidiyorum.’ ‘Benim babam buradan çıkamıyor’ diyor, ‘Benim babam buradan çıkamıyor işi bitince’ diyor. Vera’ya bunları yapıp da iç cepheyi güçlendiremezsiniz.”

“TROLLERİN BİLE YAYINLAMAYA UTANACAĞI ÇİRKİN BİR VİDEO GÖSTERDİ”

“İç cephe güçlenecekse hep birlikte birbirimize saygılı, hukuka saygılı bir şekilde. İddialar olabilir, tutuksuz yargılama ile televizyonlardan yayın istiyoruz. Ama iç cephenin güçlendirilmesinin yolu muhalefete düşman hukuku uygulamak değildir. Bugün ana muhalefet partisinin liderine trollerin bile yayınlamaya utanacağı yalan - yanlış, montajlı çirkin bir videoyu oynatarak, saldırarak iç cepheyi güçlendiremezsin. O yüzden Sayın Bahçeli’nin ifadesi doğrudur. Ortaya konulan hat doğru bir hattır. Hepimiz aynı şeyi söylüyoruz. Düzeni bozan Erdoğan’dır ve bundan sonraki süreçte Erdoğan iç cepheyi güçlendirmek istiyorsa içerideki kimseye düşman hukuku uygulamayacak ve ondan sonrasını hep birlikte bakacağız. Soruyorlar; ‘Sayın Erdoğan’la normalleşme?’ Benim Erdoğan’la normalleşme gibi bir derdim yok. Benim bu ülkenin normalleşmesi gibi bir derdim var. Benim bu ülkedeki insanların insanca yaşaması ve hayatlarını insanca sürdürmeleri, bundan sonra da emeklisinden asgari ücretlisine, çiftçisinden memuruna ve esnafına kadar herkesin insanca yaşaması gibi bir derdim var. Yoksa zaten Erdoğan bu yaptıklarıyla bizi de insanlıktan çıkardı, kendi de insanlıktan çıktı. Teşekkür ediyorum sağ olun.”


CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL İSTANBUL’DA