10.06.2026
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Müslim Sarı:
- “MYK’mızın Türkiye’nin gündemine ilişkin değerlendirmelerinde dış politikayla ilgili özellikle Ortadoğu’daki gelişmelerle ilgili, İran savaşıyla ilgili değerlendirmeler önemli yer tuttu. Bölgenin daha istikrarlı halde tutulabilmesini, İran'ın istikrarı ve bütünlüğünün Türkiye açısından ne kadar önemli olduğunu değerlendirdik ve bununla ilgili olarak da iş birliği, istikrar, barış gibi çabaları, bölgesel iş birliklerini destekliyoruz.”
- “Terörsüz Türkiye sürecinin de takipçisiyiz. Türkiye'de milli beka açısından, devletin bekası açısından önemli gördüğümüz bu konunun ilerletilmesi, bir an önce bu konuyla ilgili pozisyonların alınması, yasal ve kapsamlı düzenlemelerin gündeme gelmesini de takip ediyoruz.”
- “Kurultaysız yol yürümek niyetinde değiliz. Böyle bir şey hiçbir zaman olmadı. Partinin içine düştüğü bu durumdan ancak bir siyasi müdahaleyle çıkabileceğimizi hep söyledik. Bu siyasi müdahale de hiç kuşkusuz ki kurultay yani CHP’nin kendi örgütüne, kendi delegasyonuna bu konuyu bir kere daha sormak. Dolayısıyla böyle bir kaçışımız yok.”
- “Biz ne kadar ılımlı, yapıcı, kucaklayıcı, ortak aklı çalıştıran, birlik ve beraberlik içinde partiyi ayrıştırmayan bir yaklaşımla hareket edersek edelim bu çabalarımızın bir türlü arkadaşlarımız tarafından anlaşılmadığını görüyoruz. Bizim uzattığımız ele arkadaşlarımız yumruk sıkarak karşılık verdiler ve partide bir çeşit fiili de facto, iki başlı bir yapı oluşmuş oldu.”
- “Temiz siyaset açısından, içine düştüğümüz bu durumda partiyi arındırmak açısından zor da olsa bu kararı almak zorunda kaldık. Karar oy birliği ile alınmıştır. 9 arkadaşımız parti tüzüğümüzün ilgili maddeleri çerçevesinde tedbirli olarak kesin çıkarma cezası uygulanmak üzere Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiş bulunuyor.”
- “Partinin kurumsal kimliğini zedeleme konusunda adım atmış olan arkadaşlarımızla ilgili peyderpey değerlendirmeler yapılacaktır.”
Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Parti Sözcüsü Müslim Sarı, toplantının ardından yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
ORTADOĞU’DAKİ GELİŞMELER VE İRAN SAVAŞI RİSKLERİ
Evet arkadaşlar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sevgili basın mensupları, bildiğiniz üzere bugün Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik. Saat 13.00’te başladı, 17.00 sularında da toplantımızı sona erdirdik. MYK’mızın gündeminde yine her zaman olduğu gibi iki tane temel başlık vardı. Bunlardan biri; Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmeler, diğeri de partimizin iç işleyişine ilişkin değerlendirmeler. Hepinizin malumları olduğu gibi bir butlan süreci, bununla ilgili yaşadıklarımız, bununla ilgili değerlendirmeler. Dolayısıyla iki başlık altında konuyu değerlendirebiliriz.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİN TAKİPÇİSİYİZ”
MYK’mızın Türkiye’nin gündemine ilişkin değerlendirmelerinde dış politikayla ilgili özellikle Ortadoğu’daki gelişmelerle ilgili, İran savaşıyla ilgili değerlendirmeler önemli yer tuttu. Biliyorsunuz barış süreci, buranın bir an önce istikrara kavuşmasıyla ilgili girişimler ve süreçler var. Bunları yakından takip ediyoruz. Ancak zaman zaman alevlenmeler de oluyor. Özellikle bunun Türkiye ekonomisi üzerinde, Türkiye'nin bekası üzerinde orta ve uzun vadede ciddi riskler oluşturduğunu değerlendiriyoruz. Bu bakımdan da bu konuyu yakından takip ediyoruz. Bölgenin daha istikrarlı halde tutulabilmesini, İran'ın istikrarı ve bütünlüğünün Türkiye açısından ne kadar önemli olduğunu değerlendirdik ve bununla ilgili olarak da iş birliği, istikrar, barış gibi çabaları, bölgesel iş birliklerini destekliyoruz. Önümüzdeki süreçte bu konu yine yakından takip edilecek.
Yine bizim MYK'mızın gündeminde olan konulardan biri bu terörsüz Türkiye süreciyle ilgili gelişmeler oldu. Biliyorsunuz bununla ilgili de başlayan bir süreç var ama bu sürecin bir türlü ilerlemediğini, ilerletilemediğini de yakından gözlemliyoruz. Bununla ilgili değerlendirmeler de yapıldı. Yani gerek hükümet çevrelerinden gerekse diğer siyasal partilerden bu sürecin neden devam ettirilemediğine ilişkin yeterince içerikli açıklamalar gelmiyor. Biz bu sürecin de takipçisi olduğumuzu, Türkiye'de milli beka açısından, devletin bekası açısından önemli gördüğümüz bu konunun ilerletilmesi, bir an önce bu konuyla ilgili pozisyonların alınması, yasal düzenlemeler, sadece yasal düzenlemelerle sınırlı olmayan kapsamlı düzenlemelerin gündeme gelmesini de takip ediyoruz. Bununla ilgili değerlendirmeler oldu.
“ZOR DURUMDAN ANCAK KURULTAYLA ÇIKABİLİRİZ”
Şimdi asıl tabii değerlendirmelerimiz bizim daha çok parti ile ilgili, kendi iç işleyişimizle ilgili konular oldu. Sizin de en çok merak ettiğiniz, en çok üzerinde durduğunuz konular bunlar. Şimdi bildiğiniz üzere 21 Mayıs tarihi itibariyle Bölge Adliye Mahkemesi'nin vermiş olduğu bir kararla tedbirli bir biçimde Mutlak Butlan kararı ile karşı karşıya kaldı Cumhuriyet Halk Partisi. Ve bu karar çerçevesinde de Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu karara uygun olarak ve geçmişteki uygulamalar çerçevesinde, geçmişte yapılmış olan uygulamalar çerçevesinde bir durumla karşı karşıya kaldık. 21 Mayıs'tan itibaren yürütülen bütün süreçleri hep beraber izliyoruz. Bizler göreve gelmiş MYK olarak bu sürecin mümkün olduğu kadar diyalog içinde, iş birliği içerisinde yürütülmesi konusunda azami katkıyı vermeye çalıştık. Ben bundan önce yapmış olduğum basın toplantılarında da bu konuyu defaatle gündeme getirdim. Verili bir hukuk kararı çerçevesi içinde partinin içine düştüğü bu cendereyi ve bu durumu, bu durumdan nasıl çıkacağımıza ilişkin ortak bir akılla, kolektif bir yaklaşımla bütün arkadaşlarımızla bir araya gelerek, partinin yetkili organları içinde ya da yetkili organları dışında bir araya gelerek bu sorundan nasıl çıkacağımıza ilişkin ortak değerlendirmeler yapmamız gerektiğini hep ifade ettim. Ancak bununla ilgili hatta bir diyalog heyeti kurulmasını biz MYK'da daha önce de konuştuk. Fakat bu konuyla ilgili çabalarımızın çok sonuç doğurmadığını da gördük bu süreç içerisinde. Artı iyi niyetli birtakım girişimler de oldu biliyorsunuz. Yani hem belediye başkanlarımız bakımından, hem partide önemli görevlerde bulunmuş milletvekillerimiz bakımından da bu konu iyi niyetli girişimlere de konu oldu. Yine hukukçularımız yani hem Genel Merkezin hukukçuları, hem diğer arkadaşlarımızın hukukçuları da hukuki süreçlerle ilgili zaman zaman bir araya geldiler. Ancak bizim bu konuyla ilgili iyi niyetli çabalarımızın sonuç vermediğini de gördük. Biz ne kadar ılımlı yaklaşımla bu süreci diyalogla ve ortak akılla sona erdirelim ve partinin önüne bir yol haritası koyalım biçiminde yaklaşırsak yaklaşalım, arkadaşlarımız bu konuyla ilgili bizim uzattığımız elleri her seferinde geri çevirdi. Dolayısıyla bir ilerleme şansımız olmadı. En fazla gündeme gelen konu bir an önce kurultayın toplanmasıydı. Kurultayla ilgili tartışmalardı. Hatta biliyorsunuz Sayın Genel Başkanımız bu konuyla ilgili bir de sosyal medya hesabından paylaşım yaptı ve yarın yapacağımız Parti Meclisi toplantısında kurultayla ilgili bir sürecin başlatılacağını da söyledi.
Dolayısıyla bizler bir kurultaysız yol yürümek niyetinde değiliz. Böyle bir şey hiçbir zaman olmadı. Partinin içine düştüğü bu durumdan ancak bir siyasi müdahaleyle çıkabileceğimizi hep söyledik. Bu siyasi müdahale de hiç kuşkusuz ki kurultay yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi örgütüne, kendi delegasyonuna bu konuyu bir kere daha sormaktı. Dolayısıyla böyle bir kaçışımız yok. Ancak bütün bunlara rağmen düşünün ki hala biz aynı yerdeyiz; yarın Parti Meclisini topladığımızda yine kurultay tartışacağız arkadaşlarımızla, nasıl bir kurultay yapabileceğimizi, yol haritamızın ne olacağını tartışacağız.
“PARALEL ETKİNLİKLERLE İKİ BAŞLILIK YARATIYORLAR”
Ancak bütün bu gelişmelere rağmen arkadaşlar; varmış olduğumuz noktada, partide bir çeşit iki başlılığın oluştuğunu da görüyoruz. Yani bayramlaşma ile ilgili attığımız bir adımda aynı gün, aynı saatte diğer arkadaşlarımız da bayramlaşma etkinliği düzenliyor. İşte Cumhuriyet Halk Partisi'nin örgütlerini seçilmiş Genel Başkan, atanmış Genel Başkan biçiminde ayrımlara tabi tutarak paralel bir etkinlik düzenlemeye çalışıyorlar. Yine mesela biz bir grup toplantısı düzenleyeceğimizi söylediğimizde aslında bir grup toplantısı yapma eğilimi olmadığı halde arkadaşlarımız bir grup toplantısına doğru dönüp Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanını bu grup salonunda konuşturmamaya dönük iş ve eylemler içerisine girdiler. Bizler hep şunu söyledik arkadaşlar. Bizim önümüzde, bizim elimizde kırmızıçizgilerimiz var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak partinin kurumsal kimliğini tartışmayan, partinin kurumsal kimliğini aşındırmayan, partinin kurumsal kimliğini aşındırmadan parti içi rekabetin ve parti içi mücadelenin meşru, yasal, doğru, hatta zaman zaman teşvik edici olduğuna inanıyoruz. Bunu en baştan beri söyledik. Cumhuriyet Halk Partisi'nde ciddi bir itiraz kültürü vardır. Tarihinde ve genlerinde vardır. Dolayısıyla bununla ilgili bir değerlendirme içerisinde olmadık hiçbir zaman. Ancak partinin kurumsal kimliğini zedeleyen iş, eylem ve açıklamaları da hep not ettiğimizi bu toplantılarda da defaten söyledik.
Dolayısıyla en son yaşadığımız bu grupla ilgili tartışmalardan sonra Sayın Genel Başkanımıza tahsis edilmiş bir salon olmasına rağmen ve Sayın Genel Başkanımız bir partinin Genel Başkanı olarak ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde grubun kendisine bağlı olarak çalışacağı mevzuatı amir hükmü karşısında, buna rağmen ve usulsüz biçimde yapılmış olan bir seçime rağmen konuşturulmama üzerine dönük, bunun engellenmesine dönük girişimlerle karşı karşıya kaldık. O gün öyle bir durumla karşı karşıyaydık ki Türkiye'nin her yerinden partililerimiz gelmişti. Hem Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinin, hem diğer arkadaşlarımızın çağrısıyla orada yer almış partili arkadaşlarımız ki hepsi bizim partililerimizdir, hepsi örgüt emekçilerimizdir. Ve partiyi kutuplaştırma, ayrıştırma ve kamplaştırma çerçevesinde ciddi gerilimlerin ortaya çıkabileceğini değerlendirdik. Bizim açımızdan en önemli olan şey partinin ayrışmamasıydı. Partililerimizin sağlığıyla ilgili, fiziki durumuyla ilgili herhangi bir yaralanmanın, herhangi bir arbedenin olmamasıydı. Dolayısıyla Sayın Genel Başkanımız bu konuyla ilgili bir değerlendirme yaparak o grup toplantısına gitmemeyi ve o grup toplantısını iptal etme kararını verdi. Ardından partililerimiz buraya geldiler. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine geldiler ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde de Sayın Genel Başkanımız önemli ve tarihi bir konuşma yaptı.
“İKİ BAŞLI BİR YAPI OLUŞTU, BUNA HİÇBİR TÜZEL KİŞİLİK İZİN VERMEZ”
Şimdi bütün bu yaşananların sonucunda, yani bütün bu sürecin sonucunda şöyle bir noktayla karşı karşıyayız. Biz ne kadar ılımlı, yapıcı, kucaklayıcı, ortak aklı çalıştıran, birlik ve beraberlik içinde partiyi ayrıştırmayan bir yaklaşımla hareket edersek edelim bu çabalarımızın bir türlü arkadaşlarımız tarafından anlaşılmadığını görüyoruz. Bizim uzattığımız ele arkadaşlarımız yumruk sıkarak karşılık verdiler ve partide bir çeşit fiili de facto, iki başlı bir yapı oluşmuş oldu. Buna hiçbir tüzel kişilik izin vermez. Cumhuriyet Halk Partisi gibi asırlık siyasal partiler, kurumsallaşmış siyasal partilerde böyle bir şey asla olmaz. Geçmişte çok büyük siyasal mücadelelerin yapıldığı bir zeminde bir sürü önemli konu yaşadığımız Cumhuriyet Halk Partisinde böyle bir durum ilk kez oluyor. İlk kez gerçekleşiyor. Dolayısıyla bizler büyük bir sorumluluk içerisinde partinin kurumsal kimliğini korumaya dönük iş ve eylemler içinde bir siyasal pozisyon almak zorunda kalıyoruz.
“TEMİZ SİYASET İÇİN ARINMA KAÇINILMAZ HALE GELMİŞTİR”
Sayın Genel Başkanın yapmış olduğu konuşmada vurguladığı iki tane önemli konu var parti içi kurulların işleyişi açısından. Bunlardan birincisi arınma. Dolayısıyla temiz siyaset, temiz toplum ve arınma siyaseti çerçevesinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi kurullarını çalıştıracağı ve bu arınma siyaseti çerçevesi içerisinde yapması gerekenleri partinin kurumsal kimliği, tarihsel misyonu ve gelecekteki vizyonu açısından sakıncalı gördüğü bazı ayrımları, ayıklamaları yapmak zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
İkinci olarak; bu arınma siyasetine ek olarak Mutlak Butlan kararından sonra partinin yine kurumsal kimliğini zedeleyeceği iş, eylem ve açıklamalar yakından takip ediliyordu. Burada da söyledik. Ve dolayısıyla bu iş, eylem ve açıklamalarında yine partinin kurumsal kimliği çerçevesinde değerlendirildiği bir parti içi kurullarının işletilmesi süreci olacaktı. Dolayısıyla bu iki aşamadan biz bugün üzerinde durduğumuz, daha çok değerlendirdiğimiz özellikle partinin içine düştüğü bu cendereden yani bir Mutlak Butlan davasına konu teşkil eden ve partinin bu Mutlak Butlan belası ile ilişkilendirilmesine neden olan ve Türkiye tarihinde hiç olmayacak biçimde kongresi ve kurultayları yok sayılan bir Cumhuriyet Halk Partisi süreciyle katkı sağlayan, bu konuyla ilgili haklarında şaibe bulunan, kamuoyunda sıklıkça tartışılan ve iddianamelere konu olan bu arkadaşlarımızla ilgili bir disiplin süreci uygulama kararı almış bulunuyoruz. Bu karar zor bir karar arkadaşlar ama alınması gereken bir karardı. Dolayısıyla temiz siyaset açısından, içine düştüğümüz bu durumda partiyi arındırmak açısından zor da olsa bu kararı almak zorunda kaldık.
“9 ARKADAŞIMIZ YÜKSEK DİSİPLİN KURULUNA SEVK EDİLMİŞTİR”
Karar oy birliği ile alınmıştır. Arkadaşlarımızın hepsi oy birliğiyle böyle bir karara imza atmışlardır. 9 arkadaşımız, parti tüzüğümüzün ilgili maddeleri çerçevesinde tedbirli olarak kesin çıkarma cezası uygulanmak üzere Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiş bulunuyor ve partideki mevcut tüm görevlerinden de uzaklaştırılmasına an itibariyle karar verilmiş bulunuyor.
Bu arkadaşlarımız kimler? Balıkesir Milletvekilimiz Ensar Aytekin, Mersin Milletvekilimiz Ali Mahir Başarır, İstanbul Milletvekilimiz Gökhan Günaydın, Bursa Milletvekilimiz Nurhayat Altaca Kayışoğlu, İstanbul Milletvekilimiz Özgür Karabat, Ankara Milletvekilimiz Umut Akdoğan, Malatya Milletvekilimiz Veli Ağbaba, İstanbul Milletvekilimiz Turan Taşkın Özer ve Adana Milletvekilimiz Burhanettin Bulut.
Bu arkadaşlarımız iddianamelerde yer alan dolayısıyla bizim temiz siyaset anlayışımız çerçevesi içerisinde de arınma siyasetimizde arınma siyasetimizin oluşması açısından buraya katkı sağlamak açısından almış olduğumuz bir karara muhatap oldular. Yargı süreci işliyor kuşkusuz. Biliyorsunuz ceza davaları devam ediyor. Önümüzdeki süreçte bu arkadaşlarımız da kendilerini ispat etmek durumunda kalacaklar ve kendilerini yargı karşısında savunmak durumunda kalacaklar. Aklanıp gelecekler. Bizim aklandıktan sonra bütün bu arkadaşlarımıza da kapımız açık kalmaya devam edecek. Bu bir süreç arkadaşlar. Bunun dışında da az önce söylediğim gibi iş eylemleriyle partinin kurumsal kimliğini zedeleme konusunda adım atmış olan arkadaşlarımızla ilgili peyderpey değerlendirmeler yapılacaktır.
Benim ilk etapta bu bilgilendirme ile ilgili söyleyeceklerim bunlar. Onun dışında sorunuz varsa birkaç soru alabilirim.
Soru- Şu anda parti üyelikleri askıya mı alındı?
Müslim Sarı- Evet. Yani partideki bütün görevlerinden uzaklaştırılmasına karar verilmiş durumda ve tedbirli biçimde karar verildikleri için şu an itibariyle partinin herhangi bir organında bu arkadaşlarımız görev alamazlar.
Soru- Efendim parti tüzüğünün 63. maddesi saydığımız milletvekillerinin disipline sevk sürecini Parti Meclisi yetkisiyle sınırlıyor. Tedbiri de 64. madde düzenliyor. Hangi ilgili düzenlemeye istinaden bu yapıldı?
Müslim Sarı- Şimdi tedbirli bir şekilde disipline sevk ettik bu arkadaşları. Ama biliyorsunuz parti tüzüğümüzde ivedi işler, ivedi durumlar diye bir ibare ve tanımlama var. Ve bu ivedi durumlar çerçevesinde herhangi bir parti üyesinin disipline MYK aracılığıyla sevk edilmesini düzenliyor. Daha önce de uygulamaları var bunun. Dolayısıyla bu uygulamalar çerçevesinde biz bu kararı almış durumdayız. Elbette arkadaşlarımız buna itiraz edebilirler. İtiraz yolları açık. Yani hem MYK kararının kendisine, hem Yüksek Disiplin Kuruluna doğru bir giriş söz konusu olduğunda oraya, hem de başka hukuki süreçlere başvurabilirler. Ama biz MYK olarak bizim değerlendirmemiz ve aldığımız karar bu yöndedir arkadaşlar.
Soru- Efendim milletvekilleri ve belediye başkanları sadece Parti Meclisi kararıyla iç tüzüğe göre de sevk edilmiyor mu? Yani böyle bir ayrım yok mu?
Müslim Sarı- Az önce söyledim onu, verdiğim cevap oydu. İvedi işler üyeleri kapsar. Bu arkadaşlarımız da üyedir. Geçmişte bunları ivedi işlerden sayıyoruz. Geçmişte de bunun uygulamaları vardır. Dolayısıyla Parti Meclisinin onayı olmaksızın doğrudan doğruya MYK'nın yetkisi dahilinde Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir arkadaşlar. Tedbirli.
Soru- Efendim Sayın Özgür Özel'le alakalı bir değerlendirme yapıldı mı MYK'da bu konuyla alakalı? Teşekkür ederim.
Müslim Sarı- Onunla ilgili değerlendirme daha sonra yapılacak arkadaşlar.
Soru- Gazeteci Barış Terkoğlu bir iddia gündeme getirdi. Ali Öztunç aracılığıyla bir arabulucuların olduğu ve Kılıçdaroğlu ile Özel’in görüştüğü, 4 Eylül'de kurultay yapmakta uzlaştırıldığı ama sonra saat 23.00'te telefon geldiğini ve 4 Eylül'e kurultayın yetişmeyeceğini söylediği iddia edildi. Bu iddiaya ilişkin neler söylersiniz?
Müslim Sarı- Bununla ilgili bir değerlendirmemiz yok. Yani ben bu konuyla ilgili bir bilgi sahibi değilim. Dolayısıyla ilgili arkadaşlar yani iddianın sahibi olan arkadaşlarımıza bence daha açıklık getirmesi için sorabilirsiniz.
Soru- Efendim sizin açıklamanızda da bahsettiğiniz Sayın Kılıçdaroğlu'nun kurultay sürecimizi başlatıyoruz tweeti nasıl bir sürece işaret ediyor? Bir olağan takvim süreci mi, yoksa bir olağanüstü kurultaya kapılar hala açık mı?
Müslim Sarı- Onu yarın değerlendireceğiz. Yani mevcut hukuki zeminde nasıl, ne şekilde, hangi içerikle, hangi takvimle bir kurultay yapabiliyorsak o şekilde yapacağız. Yani bunun zeminini konuşacağız. Diğer arkadaşlarımızla yani bir an önce kurultay yapılmasını isteyen arkadaşlarımız da var biliyorsunuz Parti Meclisimizde. O arkadaşlarımızın da düşüncelerini alacağız. Onlar da kendi değerlendirmelerini yapacaklar. Hep beraber bunu değerlendirip bir yol haritası koyacağız partinin önüne. Cumhuriyet Halk Partisi uygun olan en makul zamanda kurultayını yapacak. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Çok teşekkür ederim arkadaşlar.
19.09.2023
13.09.2023