15.06.2026
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, proje okullar ile ilgili hazırladığı video mesajında, proje okulları ve sınavsız atama düzenini, 2014’ten bugüne bir liyakatsizlik hikayesi olarak nitelendirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, proje okullar ile ilgili hazırladığı video mesajında şu ifadelere yer verdi:
“2014’TEN BUGÜNE BİR LİYAKATSİZLİK HİKAYESİ: PROJE OKULLARI VE SINAVSIZ ATAMA DÜZENİ
Milli Eğitim Bakanlığındaki sorunlar bitmiyor. Bugün yine ataması yapılmayan, mülakat mağduru öğretmenler yerlerde sürüklendi. Milli Eğitim Bakanı ise bu duruma seyirci kaldı; eğitimden ve öğretmenden yana bir tutum almadı.
2014 yılından bu yana bir liyakatsizlik örneği olan proje okulları ve sınavsız atama düzeni hakkında konuşmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanacak proje okulu atama sonuçları, eğitim sisteminde yıllardır sürdürülen kadrolaşma anlayışını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i uyarıyorum: Bu sevdadan vazgeç.
Proje okulları uygulaması, 2014 yılında çıkarılan 6528 sayılı kanun sonrasında hayata geçirildi. Başlangıçta eğitimin niteliğini artırma gerekçesiyle savunulan bu model, zamanla öğretmen ve yönetici atamalarında objektif ölçütlerin ortadan kaldırıldığı bir yapıya dönüştürüldü. Türkiye'nin en köklü ve başarılı liseleri proje okulu kapsamına alınırken, bu okullara yapılacak atamalarda sınav, hizmet puanı, kıdem ve mesleki başarı gibi liyakat ölçüleri büyük ölçüde devre dışı bırakıldı. 2016'daki ilk kapsamlı uygulamada binlerce öğretmen görev yaptığı okullardan ayrılmak zorunda bırakıldı. Aradan geçen yıllarda yapılan yönetmelik değişiklikleri de sorunun özünü değiştirmedi. Bugün ise proje okullarında görev yapan yaklaşık 10 bin öğretmenin yer değiştirme riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir. Bu durum yalnızca öğretmenleri değil; öğrencileri, velileri ve okul kültürünü doğrudan etkilemektedir.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin döneminde bu anlayış daha da derinleşmiştir. Eğitim kurumları bilimsel ve pedagojik ölçütlerle değil, siyasi tercihler ve yakınlık ilişkileriyle şekillenmektedir. Öğretmenlerin emekleri yok sayılmakta, eğitim kurumları adım adım bir kadrolaşma alanına dönüştürülmektedir. Oysa eğitim siyasi hesapların değil, çocuklarımızın geleceği konusudur; bir okulun başarısı sadece binalarıyla değil, öğretmen kadroları, kurumsal hafızası ve eğitim iklimiyle mümkündür. Binlerce öğretmenin objektif ölçütler olmadan yerinin değiştirilmesi öğrencilerin eğitim hakkına zarar vermekte; eğitimin sürekliliğini bozarak özellikle sınavlara hazırlanan öğrenciler açısından mağduriyet yaratmaktadır.
Laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim ancak liyakatin esas alındığı, şeffaf ve denetlenebilir atama sistemleriyle mümkündür. Eğitim emekçilerinin emeğini yok sayan, okullar arasında ayrıcalık yaratan ve adalet duygusunu zedeleyen proje okulu uygulaması yeniden değerlendirilmelidir.
Buradan Bakan Yusuf Tekin'e soruyorum:
* Öğretmenlerin hangi objektif kriterlere göre seçildiğini kamuoyuna açıklayabilecek misiniz?
* Hizmet puanı, kıdem, akademik çalışma ve mesleki başarı neden değerlendirme ölçütü olarak kullanılmamaktadır?
* Yaklaşık 10 bin öğretmenin görev yerinin değiştirilmesinin öğrenciler üzerindeki olumsuz sonuçlarını dikkate aldınız mı?
* Türkiye'nin en başarılı okulları neden siyasi kadrolaşmanın merkezi haline getirilmektedir?
Siz Milli Eğitim Bakanlığını tarikatlarla, cemaatlerle ve onlara bağlı vakıf-derneklerle yaptığınız sözleşmelerle içinden çıkılmaz hale getirdiniz, bunun farkındayız. Ancak unutmayın ki Cumhuriyet Halk Partisi olarak eğitim emekçilerinin haklarını, öğrencilerimizin geleceğini ve kamusal eğitimin temel ilkelerini savunmaya devam edeceğiz. Eğitimde ihtiyacımız olan şey sadakat değil, liyakattir; ayrıcalık değil, adalettir; kadrolaşma değil, nitelikli eğitimdir. Cumhuriyet ve eğitim devrimlerini yıkmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir; çünkü Cumhuriyet Halk Partisi var ve var olmaya devam edecektir.
19.09.2023
13.09.2023